Kamil Koç’un İptali: Bir Yolculuğun Yarım Kalmış Hikâyesi
Bir gün Kayseri’nin o sakin sokaklarında yürürken, kafamda binbir türlü düşünceyle boğuşuyordum. Havanın soğuk, ama bir o kadar da taze olduğu bu sabah, içimdeki heyecanla beraber bir nevi geç kalmışlık hissi de vardı. Her şeyin bir araya geldiği o anı bekliyordum: Kamil Koç’un beni götüreceği yeni bir yolculuk.
Yeni Bir Başlangıç İçin Heyecan
25 yaşımdayım ve hayatımda doğru düzgün bir şeylerin başladığı nadir anlardan biriydi o sabah. Dışarıda kar, bana hiç uğramamıştı; ama ben, yine de şehrin uyanışını izlemek istiyordum. Saat 09:00’a gelirken, telefonumda Kamil Koç’un seferiyle ilgili mesajı açtım. Kayseri’den İstanbul’a gidecektim. Ama bir şeyler, bir eksiklik vardı. Hemen havaalanına gitmek için hazırlıklara başlamalıydım. Başka türlü olamazdı, her şey buna dayanıyordu.
Havanın Soğukluğu, İçimdeki Üzüntü
Saat 09:30 olduğunda, Kayseri Otobüs Terminali’nde olacaktım. Bu kadar yakınken, bir aksilik çıkabileceğini düşünmemiştim. Telefonum çaldı. “Sefer iptal oldu” diyen o soğuk, mekanik ses. Hani bazı sesler vardır ya, insanın ruhunu okşar ya da kalbinin derinliklerine işler, işte bu ses tam tersi olmuştu. Sanki bir anda vücudumdan tüm enerji çekildi, bacaklarım tutmaz oldu. Gözlerim telefonun ekranına kitlendi, ama bir çözüm bulamayacağımı biliyordum. Kamil Koç’u aradım, onlar da aynı cevabı verdiler: “İptal.”
O an ne yapacağımı bilemedim. İçimde bir boşluk hissettim, her şey bir anda sanki anlamsızlaştı. İstanbul’a gitme hayalim, bir telefon görüşmesiyle son bulmuştu. Ne kadar hazırlansam da, hayatın getireceği beklenmedik bir iptal her zaman varmış gibi hissediyorum. Kendimi bir filmde, başrolünü oynadığım ama sonunu asla tahmin edemediğim bir sahnede buldum.
Hayal Kırıklığı ve Umut Arayışı
Saatlerce otobüslerin iptal edilip edilmediğini öğrenmeye çalıştım. İstanbul’daki iş görüşmesini kaçırmak, zaten zorlanarak başardığım bu süreçte son nokta olacaktı. İnsan, bazen tüm planlarını yapar, en doğru adımları atmaya çalışır, ama en sonunda aniden karşısına bir engel çıkar. İşte tam bu noktada hissettiğim o hayal kırıklığı, her şeyin boşa gitmiş gibi hissettirdi.
Ama, derin bir nefes aldım. Belki bu iptal, doğru zaman değildi demekti. Kayseri’deki sabahımda bir şeyleri keşfetmek, İstanbul’a gitmekten daha önemli olabilirdi. Saat ilerledikçe umut, karamsarlığın yerini aldı. Sonuçta ben bir yolcuydum ve yolculuğum her zaman devam edecekti, değil mi?
Sonraki Adımlar: Yola Devam
Kamil Koç’un iptalinden sonra Kayseri’de bir gün daha geçirmeyi seçtim. İstanbul’a gitmeyi arzu etsem de, bu iptal bana bir fırsat sundu. Belki de Kayseri’nin sokaklarını daha iyi keşfetmem için bir işaretti. O gün, yalnızca bir otobüs seferi iptal edilmiş değildi; aynı zamanda başka bir hayat, başka bir bakış açısının da kapıları aralanmıştı.
Bir süre sonra yeni planlar yapmaya başladım. Belki İstanbul’a gitmek bir başka bahara kalacaktı ama Kayseri’de geçireceğim bir gün, belki de başka bir anlam taşıyacaktır. Gecenin karanlıklarında, yalnızca kaybolan zamanlar değil, kazandığım bir şeyler de vardı.
Hayat, bazen bir otobüs yolculuğuna benzer; yolu, saati, rotası hep netken, birdenbire her şey değişebilir. Ama bu değişim, bence hayatın kendisinin en güzel yanıdır. Ne olursa olsun, yolculuk devam eder.