İçeriğe geç

Gözüm kör ne demek ?

Merhaba Mckenzy ziyaretçileri! Günümüzün konusu: “Gözüm kör ne demek”. Hazırsanız başlayalım!

Gözüm kör ne demek? Toplumsal cinsiyet, çeşitlilik ve sosyal adalet açısından bir değerlendirme

Günlük hayatta sıkça duyduğumuz “Gözüm kör” ifadesi, çoğu zaman şaşkınlık, hayal kırıklığı veya bir durumu fark edememe anlamında kullanılır. “Nasıl göremedim?”, “Bunu fark edecek kadar dikkat etmemişim” gibi anlamlara gelen bu söz, aslında yalnızca fiziksel görme ile ilgili değildir. Aynı zamanda insanların çevrelerinde yaşanan olaylara, toplumsal sorunlara ve başkalarının deneyimlerine karşı ne kadar duyarlı olduklarını da düşündüren bir ifadedir.

İstanbul’da yaşayan 29 yaşında biri olarak sokakta, toplu taşımada ve çalışma hayatında bu ifadenin farklı anlamlarına sık sık rastlıyorum. Bazen gerçekten bir ayrıntıyı kaçırdığımız için “gözüm kör olmuş” deriz. Ancak bazen de toplum olarak görmek istemediğimiz, alıştığımız veya normalleştirdiğimiz eşitsizlikler vardır. İşte bu noktada “Gözüm kör ne demek?” sorusu yalnızca bir deyimin anlamını değil, aynı zamanda toplumsal farkındalık meselesini de gündeme getirir.

“Gözüm kör ne demek?” ifadesinin günlük hayattaki anlamı

“Gözüm kör” ifadesi Türkçede genellikle kişinin kendi dikkatsizliğini eleştirdiği durumlarda kullanılır. Bir eşyayı bulamadığımızda, açıkça ortada olan bir şeyi fark etmediğimizde veya bir gerçeği geç anladığımızda bu ifadeye başvururuz.

Fakat toplumsal açıdan bakıldığında görmek ve fark etmek arasında önemli bir fark vardır. Bir şeyi fiziksel olarak görmek, onu anlamak veya onunla ilgilenmek anlamına gelmez. Örneğin her gün İstanbul sokaklarında engelli bireylerle karşılaşabiliriz. Onları görürüz ancak kaldırım düzenlemelerinin, ulaşım sistemlerinin veya kamusal alanların onların ihtiyaçlarına uygun olup olmadığını çoğu zaman düşünmeyiz.

Bir sabah metrobüste yaşlı bir kadının ayakta kaldığını, genç insanların ise telefonlarına bakarak yer vermediğini gördüğümde bu durum dikkatimi çekmişti. Oradaki insanlar kadını fiziksel olarak görüyorlardı ancak onun yaşadığı zorluğu fark etmiyorlardı. Asıl mesele bazen gözlerin açık olması değil, toplumsal duyarlılığın açık olmasıdır.

Toplumsal cinsiyet açısından görmek ve görünmez kılmak

Toplumsal cinsiyet eşitsizliği, “görmeme” halinin en belirgin örneklerinden biridir. Kadınların günlük yaşamda karşılaştıkları birçok sorun, toplum tarafından uzun süre sıradanlaştırılmıştır. İşyerinde kadınların sözlerinin daha az dikkate alınması, ev içindeki emeğin görünmez olması veya sokakta güvenlik kaygısıyla hareket etmek zorunda kalmaları, çoğu zaman fark edilmeden devam eder.

Çalıştığım sivil toplum kuruluşunda farklı sosyal gruplardan insanlarla bir araya geliyorum. Kadın çalışanların bazı toplantılarda fikirlerini dile getirdikten sonra aynı önerinin başka bir erkek çalışan tarafından tekrar edilince daha fazla kabul gördüğünü anlattıklarına şahit oldum. Bu durum küçük gibi görünse de toplumsal cinsiyet rollerinin iş hayatındaki etkisini gösteren önemli bir örnektir.

Burada “Gözüm kör ne demek?” sorusu farklı bir anlam kazanır. Çünkü bazen insanlar eşitsizliği bilerek görmezden gelmez; sadece o eşitsizlikten etkilenmedikleri için fark etmeyebilirler. Ayrıcalık sahibi olmak, bazı sorunların görünmez kalmasına neden olabilir.

Çeşitlilik ve farklı deneyimleri anlamak

Toplum; farklı yaşlardan, kültürlerden, ekonomik koşullardan, inançlardan, cinsiyet kimliklerinden ve yaşam biçimlerinden insanların bir arada yaşadığı büyük bir yapı. Ancak bu çeşitlilik çoğu zaman günlük hayatta yeterince kabul görmez.

İstanbul gibi milyonlarca insanın yaşadığı bir şehirde her gün farklı hayat hikâyeleriyle karşılaşıyoruz. Aynı otobüste üniversite öğrencisi, göçmen bir çalışan, emekli bir vatandaş, engelli bir birey ve farklı kimliklere sahip insanlar yan yana yolculuk ediyor. Fakat aynı ortamı paylaşmak, birbirimizin deneyimini anladığımız anlamına gelmiyor.

Bir saha çalışması sırasında farklı mahallelerden insanlarla görüşme fırsatı bulmuştum. Bazı kişilerin yaşadığı ekonomik zorlukların sadece maddi sorun olmadığını, aynı zamanda toplum içinde kendilerini dışlanmış hissetmelerine neden olduğunu gördüm. Bir kişinin iş bulamaması, eğitim olanaklarına ulaşamaması veya kamusal alanlarda kendini rahat hissedememesi, yalnızca bireysel bir mesele değildir. Bunların arkasında sosyal yapıların etkisi vardır.

Çeşitliliği anlamak, başkalarının hayatını kendi deneyimlerimiz üzerinden değerlendirmemeyi gerektirir. Çünkü herkes aynı şehirde yaşasa bile aynı şehri deneyimlemez.

Sosyal adalet açısından “görmek” neden önemlidir?

Sosyal adalet, toplumdaki kaynakların, fırsatların ve hakların daha eşit şekilde paylaşılması için verilen mücadeleyi ifade eder. Bu mücadelede ilk adım görmektir. Görmediğimiz bir sorunu çözmeye çalışmayız.

İstanbul’da yürürken bazen kaldırımlarda karşılaştığım engeller, aslında şehir planlamasının herkes için eşit olmadığını gösteriyor. Tekerlekli sandalye kullanan bir birey için küçük bir kaldırım problemi, günlük hayatını tamamen değiştirebilecek büyük bir engel olabilir. Bir kişinin kolayca geçtiği bir yol, başka biri için erişilemez hale gelebilir.

Aynı durum ekonomik eşitsizlikler için de geçerlidir. Bir kafede kahve içmek, bir etkinliğe katılmak veya kaliteli eğitim imkanlarına ulaşmak bazı insanlar için sıradan bir tercih olabilirken, bazıları için ulaşılması zor fırsatlar olabilir. Bu farkları fark etmek, sosyal adalet anlayışının temelidir.

Günlük hayatta farkındalık geliştirmek

Toplumsal sorunları görmek büyük ve karmaşık bir süreç gibi düşünülebilir. Ancak farkındalık çoğu zaman küçük davranışlarla başlar. Toplu taşımada yaşlı veya hamile birine yer vermek, işyerinde farklı görüşleri dinlemek, sokakta karşılaştığımız insanların deneyimlerini küçümsememek bu sürecin parçalarıdır.

Bir sivil toplum çalışanı olarak gözlemlediğim en önemli şeylerden biri, insanların çoğunlukla kötü niyetle değil, alışkanlıkları nedeniyle bazı sorunları fark etmemesidir. Günlük hayatın yoğunluğu içinde başkalarının yaşadığı zorlukları görmek zorlaşabilir. Ancak bilinçli bir şekilde çevremize baktığımızda birçok şeyi yeniden değerlendirebiliriz.

“Gözüm kör” demek bazen kendimize yönelik küçük bir eleştiridir. Fakat toplumsal açıdan bu ifadeyi daha geniş düşünmek gerekir. Hangi sorunları görmüyoruz? Kimin sesi duyulmuyor? Hangi insanların deneyimleri toplum içinde yeterince dikkate alınmıyor?

Bu sorulara verdiğimiz cevaplar, toplumsal duyarlılığımızı belirler.

Görmek sadece bakmak değildir

“Gözüm kör ne demek?” sorusu basit bir deyim açıklamasından çok daha fazlasını içerir. Görmek; fark etmek, anlamaya çalışmak ve sorumluluk almaktır. Toplumsal cinsiyet eşitliği, çeşitlilik ve sosyal adalet açısından baktığımızda gerçek görme hali, çevremizdeki insanların yaşadığı deneyimleri önemsemekle başlar.

İstanbul’un kalabalık sokaklarında her gün binlerce farklı hikâye yanımızdan geçiyor. Kimi zaman hızlıca yürüyüp hiçbirini fark etmiyoruz. Ancak biraz daha dikkatli baktığımızda, görünmeyen sorunları ve duyulmayan sesleri fark edebiliriz.

Belki de asıl mesele gözlerimizin açık olup olmaması değil; başkalarının hayatlarına ne kadar açık olduğumuzdur. Çünkü daha adil, kapsayıcı ve eşit bir toplum ancak birbirimizi gerçekten gördüğümüzde mümkün olabilir.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort
https://mangir.net https://enlemkoleji.com.tr https://boobo.com.tr Sitemap
https://hiltonbet-giris.com/betexper güvenilir mielexbetgiris.org