Bir Saat Kaç Yıl Kullanılır?
Bir Saatin Yükü
Bir sabah uyandım, hava hala kararmıştı. Kayseri’nin soğuk rüzgarı pencerenin arkasından hafifçe sızıyordu. O an, bir şeyin eksik olduğunu hissettim. Hani bazen ruhunuz, bedeninizden daha ağır gelir ya; işte o an, zihnimdeki birkaç saatlik kayıp zamanın eksik olduğunu hissettim. Zamanı düşündüm. Bir saatin ne kadar kıymetli olduğunu… Bir saat, gerçekten ne kadar uzun ya da kısa olabilir ki?
O Anın Gücü
İçimden bir ses, “Bir saat kaç yıl kullanılır?” diye sordu. Sanki yıllarımı bir saate sığdırmam gerektiğini, her dakikayı yaşadığımı unutmamam gerektiğini fısıldıyordu.
Geçen hafta, eski bir saate rastladım. Kayseri’deki eski mahalle pazarında, birkaç kıyafet satıcısının olduğu bir dükkân vardı. Arka tarafta, eski ahşap bir masanın üzerine konmuş eski bir saat vardı. Bu saatin bakımsız, kararmış yüzü ve paslanmış çarkları, yılların yükünü taşır gibiydi. Birileri, belki yıllar önce “bu saat ne kadar önemli” demişti. Ama ne yazık ki zaman, bu saati de unutmuştu. Gözlerim saate takıldı, ve birden kendimi yıllar önceye götürdü. Saatin tik takları, geçmişimle konuşuyor gibiydi. Her ses, bir anıyı çağırıyordu.
O an, zamanın gerçekten değerli olduğunu fark ettim. Saatin geçen yılları bana hissettirmesi, içimi bir acıyla doldurdu. Çünkü o saati kimse kullanmıyordu artık, kimse ona değer vermiyordu. Ama o saat, hala her saniyesiyle bir anlam taşıyordu. İçimde, geçmişin acıları ve kayıpları birbirine karıştı. Bir saat, yılların yükünü taşıyabilecek kadar güçlüydü.
Yavaşça Geçen Zaman
Bir saat gerçekten ne kadar uzun olabilir? Bir gün, o saatin içindeki her saniye, seninle bir ömre bedel olabilir mi? Kayseri’nin o soğuk sabahında zaman, bir rüzgar gibi geçip gitmişti. Ama içimde bir umut vardı. Geçen zamanın acısını değil, her geçen anın önemini anlamaya başladım. Bazen bir saatte yapılacak çok şey vardır. Bir sohbet, bir kahve, belki de uzun zamandır görmek istediğiniz bir insan. Ama bazen bir saat, yılların boşluğunu dolduracak kadar önemli olabilir.
Beni düşündüren, hayal kırıklığına uğratan bu soruydu: Bir saat, gerçekten kaç yıl kullanılır? O saati aldım, masamın üzerine koydum. Zamanla, yalnızca geçmişi değil, geleceği de düşünmeye başladım. “Bir saat, kaç yıl kullanılır?” sorusu, zamanın değeriyle ilgili derin bir keşfe çıkmamı sağladı. Bir saat, belki de bir ömürlük bir kararın anıdır. Kısa zamanlar, bazen bir yıllık uzun yolları ifade edebilir.
Zamanın Bize Sunduğu Fırsatlar
Zaman hızla geçiyor, farkında olmadan yıllar kayıp gidiyor. Ama bir anı, bir saati doğru kullanmak, hayatımıza ne kadar anlam katabilir? Geçen her an, bir fırsat olabilir. İçinde yalnızca bir saatin bulunduğu bir gün, belki de seni yıllarca etkileyecek bir değişimin başlangıcı olabilir.
Bunu fark etmek, bana çok şey öğretti. İnsanlar genellikle zamanı kaybettiklerini hissederler, ama aslında her an bir şans. O eski saatin bana hatırlattığı şey, zamanı doğru kullanmanın önemiydi. O eski saat, bana kaybolmuş yılların değil, kaybolmamış anların kıymetini anlatıyordu. Bir saat, bambaşka bir hikâyeyi içinde barındırabilir. Yeter ki o saati değerli kılacak bir şeyler yapalım.
Son Söz
Bir saat kaç yıl kullanılır, bilmiyorum. Ama öğrendim ki, bir saat bile yaşamımıza büyük bir etki bırakabilir. O eski saat, bana zamanın ne kadar değerli olduğunu hatırlattı. Artık her saniye daha kıymetli geliyor. Kayseri’nin o soğuk sabahında fark ettim ki, ne kadar zaman geçmiş olursa olsun, her anın kendi içinde bir anlamı var. O anlamı yakaladığın an, bir saat bile yıllara bedel olabilir.